Abstract
Tevhîd ve sıfat ilmi olarak da tanımlanan kelâm ilminin doğuş ve gelişim târihi incelendiğinde Allah'ın (c.c.) sıfatları meselesinin bu ilim dalı içerisinde önemli bir araştırma ve tartışma konusu olduğu görülecektir.Zîrâ kelâm ilmi, hem Allah'ı teşbih ve tecsimden uzak tenzîhî bir anlayışla doğru olarak tanımayı hem de bu konuda İslâm dâiresi dışından gelebilecek inkârcı veya müşrik itham ve saldırılara karşı tevhid akîdesini koruma ve cevap vermeyi kendine temel hedef olarak belirlemiştir.İslam âlimleri, Allah'ın (c.c.), insan idrâkini aşan zâtı etrafında konuşmak yerine sıfatlarını konu edinmiş ve bu yolla O'nu tanıyıp tanıtmayı amaç edinmişlerdir.'Allah'ın (c.c.) insanlarca bilinmesini sağlayan nitelik' veya 'Allah'ın zâtına nisbet edilen mana ve mefhûm' diye tanımlanan İlâhî sıfatlar, manaları dikkate alınmak suretiyle değişik kelami mezhepler tarafından sistemleştirilerek çeşitli gruplara ayrılmıştır.Bu sıfatlar konusunda önemli görüşlere sahip âlimlerden biri de Mutezile mezhebinin bariz simalarından, Basra Mutezilesinin meşhur kelam alimlerinden Kâdî Abdülcebbâr'dır (ö: 415/1025).Makalede genel olarak zât ve sıfat konusu hakkında Kâdî Abdülcebbâr'ın görüşleri tespit edilmeye çalışılmıştır.Zât ve sıfat kavramları ile bunların mâhiyeti, zât-sıfat ilişkisi ve sıfatların taksimi ele alınmıştır.Ayrıca makalede, Kâdî Abdülcebbâr'ın, sıfatlar hakkında yaptığı zâtî, selbî ve fiilî şeklindeki taksim esas alınarak değerlendirme yapılmıştır.Böylece bu başlıklar altında ele aldığı sıfatlara ilişkin yaptığı değerlendirmeler ortaya konulmuştur.