11. Yüzyıl Âlimlerinden Ez-Zemaşehri'nin Hayatı ve Eserleri

2018

Full text Open access: Green Metadata (CSL-JSON)
DOI 10.14222/turkiyat3923
Data confidence 70 medium
How this score is calculated

It is built from checkable properties of the record itself: whether the article has a DOI, how many independent sources confirmed its data, whether the required fields are filled in, and how recent the latest confirmation is. Disagreement between sources and a missing identifier lower it. A value of 80 or above means the record was published without further checking; 60 to 79 means it is published at reduced confidence, with a manual check advisable. A record verified by an editor by hand is never pushed below 90 by a recalculation. This scores our data about the article, not the article itself.

Abstract

Öz Yaşadığı dönemin en önemli alimlerinden biri olan ancak bilim dünyasında hak ettiği yeri bulamayan Ez-Zemaşehri'nin Mukaddimetü'l Edeb sözlüğü yazıldığı dönem bakımından Orta Türkçe, yazıldığı yer bakımından Orta Asya, yazıldığı zaman bakımından ise Orta Asır yazma eserler mirası arasında yer almaktadır.Bu eser üzerine bugüne kadar kapsamlı bir çalışma yapılmamıştır.Mukaddimetü'l Edeb, Orta Asya'da Deşt-i Kıpçak, Harezm, Karahanlı ve Selçuklu gibi büyük devletlerin kurulduğu bir coğrafyada, başka bir deyişle Aral Gölü ile Sirderya Nehri'nin orta ve aşağı kısmından güney ve batıya doğru göç eden Oğuz tayfalarının son kısmı ile onların yerine gelen Kıpçak tayfalarının avangard kısmının birbiriyle karışıp, kaynaştığı zamanda, burada canlanan birçok topluluğun bir araya geldiği çağda yazılan bir eserdir.Bu eser için Orta Asya'yı mekân tutan halkların ortak eseri denilmesinin en önemli sebebi de budur.Bu eserin asıl nüshası kaybolmuştur.Eserin iki kopyası 1926 yılında Buhara'daki Ebu Ali İbn-i Sina Kütüphanesinde bulunmuş ve ilim âleminde tanınmaya başlamıştır.Buhara'da bulunan bu elyazmalarından ilki hicrî 705 (m.1305) yılında Hamid Hafız tarafından yazılmıştır.Onda sadece Arap, Fars ve Türk dillerine ait materyaller toplanmıştır.Arapça sözlerden sonra Farsça, Türkçe ve Moğolca tercümelerinin olduğu ikinci nüsha ise hicrî 893 (m.1492) yılında Derviş Muhammed tarafından yazılmıştır.Yapılan bu çalışmanın Türk halklarının dilinin, tarihinin ve etnografyasının araştırılması hususunda fayda sağlayacağı düşünülmektedir.