Abstract
Bu çalışmada, 1960’lı yılların başında Sovyetler Birliği’ne bağlı Kazakistan’ın kuzeyinde yer alan Tselina Krayı’na (Türkçe: Bakir Topraklar Bölgesi, Sovyetler Birliği’nde “Tselina” olarak adlandırılan işlenmemiş bakir toprakların tarıma açılması politikasının bir sonucu olarak 1960 yılında kurulmuş idarî-bölgesel birim) yerleştirilen göçmen toplulukların oluşturduğu etnokültürel yapı incelenmektedir. Bu bağlamda, bölgeye farklı Sovyet cumhuriyetlerinden gelen göçmenlerin etnik ve mezhepsel çeşitliliği ile bu çeşitliliğin dini yaşama yansımaları ele alınmaktadır. Bunun yanı sıra, çalışmada Sovyetler Birliği Komünist Partisi Merkez Komitesi’nin 13 Ocak 1960 tarihli kararından sonra devletin uyguladığı din karşıtı propagandanın bölgedeki dini yaşama nasıl yansıdığı ve bu sürecin arşiv belgelerinde nasıl görüldüğü ortaya konulmaktadır. Devletin ateist politikaları çerçevesinde dini faaliyetlere yönelik uyguladığı idari ve ideolojik sınırlamalar da değerlendirilmiştir. Araştırmada tarihsel-betimleyici yöntem kullanılmış ve Kazakistan Cumhuriyeti Merkez Devlet Arşivi’nden temin edilen belgeler esas alınmıştır. Bunun yanı sıra, Astana Şehri Devlet Arşivi belgeleri ek kaynak olarak kullanılmış ve bu belgelerden elde edilen veriler devletin din politikalarını daha ayrıntılı biçimde analiz etmeye imkan sağlamıştır. Arşiv materyalleri, Sovyet yönetiminin yerel düzeyde dini yapılar üzerindeki denetimini güçlendirdiğini ve bunun sonucunda din görevlilerine yönelik baskıların arttığını, ibadet yerlerinin kapatıldığını, kayıt dışı cemaatlerin dağıtılmaya çalışıldığını göstermektedir. Buna rağmen, Tselina Krayı’na yerleştirilen Alman, Polonyalı, Ukraynalı ve diğer göçmen toplulukların dini kimliklerini korumaya çalıştıkları ve özellikle gençlerin ve çocukların dini törenlere katılımını sürdürmeye önem verdikleri tespit edilmiştir. Bu yönüyle Tselina Krayı örneği, Sovyet din politikasının yerel düzeydeki etkilerini anlamak açısından önemli bir örnek teşkil etmektedir. Çalışmanın amacı, farklı etnik ve mezhepsel yapıya sahip göçmen toplulukların Sovyetlerin uyguladığı ateist politikalar karşısında dini faaliyetlerini nasıl sürdürdüklerini ortaya koymaktır.