Hegel’in Tin Felsefesinde İnsan Tini ile Din Arasindaki İlişki

2026

Closed access Metadata (CSL-JSON)
DOI 10.47526/3007-8598.6462
Data confidence 70 medium
How this score is calculated

It is built from checkable properties of the record itself: whether the article has a DOI, how many independent sources confirmed its data, whether the required fields are filled in, and how recent the latest confirmation is. Disagreement between sources and a missing identifier lower it. A value of 80 or above means the record was published without further checking; 60 to 79 means it is published at reduced confidence, with a manual check advisable. A record verified by an editor by hand is never pushed below 90 by a recalculation. This scores our data about the article, not the article itself.

Abstract

Bu makalede, G. W. F. Hegel’in tin felsefesi bağlamında insan tini ile din arasındaki ilişki, din felsefesi perspektifinden incelenmektedir. Çalışmanın amacı, insanın tinsel varoluşunun açıklanmasında tin kavramının kurucu işlevini ortaya koymak ve dinin tinin kendini bilme sürecindeki yerini belirlemektir. Bu doğrultuda tin kavramının Antik Yunan düşüncesinden modern felsefeye ve Alman İdealizmine uzanan tarihsel dönüşümü ana hatlarıyla ele alınmakta; Sokrates’in kendini bilme anlayışı, Platon’un ruh öğretisi, Descartes’ın düşünen töz yaklaşımı, Spinoza’nın zihin anlayışı ve Hegel’in tin kuramı karşılaştırmalı olarak değerlendirilmektedir. Hegel’in öznel tin, nesnel tin ve mutlak tin ayrımından hareketle bireysel bilincin kendini tanıması, özgürlüğün toplumsal ve tarihsel biçimlerde gerçekleşmesi ve tinin sanat, din ve felsefede mutlak düzeyde kendine dönmesi açıklanmaktadır. Araştırmada tarihsel-felsefi çözümleme, karşılaştırmalı yöntem ve hermeneutik yorumlama yaklaşımı kullanılmıştır. İnceleme sonucunda, Hegel düşüncesinde insan tininin yalnızca psikolojik veya biyolojik süreçlere indirgenemeyeceği; bireysel bilinç, toplumsal kurumlar, tarih ve tinsel kültür aracılığıyla gelişen bütünsel bir gerçeklik olarak kavrandığı belirlenmiştir. Din ise mutlak tinin kendisini tasarım biçiminde bilmesinin temel görünümlerinden biri olarak insanın kendisini mutlakla ilişkisi içerisinde kavramasına imkân sağlamaktadır. Sonuç olarak Hegel’in tin felsefesi, insanın tinsel varoluşunu ve dinle ilişkisini açıklamada çağdaş din felsefesi tartışmaları açısından önemli kavramsal ve yöntemsel imkânlar sunmaktadır.