KAZAKİSTAN EĞİTİM TARİHİNDE MEDRESELER (XIX–XX. Yüzyıllar)

2026

Полный текст Открытый доступ: Hybrid Метаданные (CSL-JSON)
DOI 10.47526/3007-6366.6481
Достоверность данных 70 средняя
Как считается эта оценка

Складывается из проверяемых признаков самой записи: есть ли у статьи DOI, сколько независимых источников подтвердили её данные, заполнены ли обязательные поля и насколько свежо последнее подтверждение. Снижают оценку расхождения между источниками и отсутствие идентификатора. Значение от 80 означает, что запись опубликована без дополнительной проверки; от 60 до 79 — что она опубликована с пониженной достоверностью и ручная проверка желательна. Запись, выверенную редактором вручную, пересчёт не опускает ниже 90. Это оценка наших данных о статье, а не оценка самой статьи.

Аннотация

Bu çalışmada, XIX. yüzyılın sonları ile XX. yüzyılın başlarında Kazakistan Türklerinin eğitim tarihinde önemli bir yere sahip olan medreselerin eğitim ve aydınlanma faaliyetleri incelenmiştir. Araştırmada, medreselerin yalnızca dinî eğitim veren kurumlar olmadığı; aynı zamanda toplumun kültürel, bilimsel ve entelektüel gelişimine katkı sağlayan eğitim merkezleri olarak faaliyet gösterdiği ortaya konulmuştur. Kazakistan’ın farklı bölgelerinde faaliyet gösteren Ahmet Rıza, Galiye, Hüseyniye, Mamaniya, Ayagöz, Kapal ve Kaljan Ahun medreseleri başta olmak üzere çok sayıda eğitim kurumunun kuruluşu, eğitim programları ve toplumsal etkileri değerlendirilmiştir. İncelenen kaynaklar, bu medreselerde Kur’an, hadis ve akaid gibi dinî derslerin yanı sıra tarih, coğrafya, aritmetik, felsefe, dil ve edebiyat gibi derslerin de okutulduğunu göstermektedir. Özellikle usûl-i cedîd anlayışının etkisiyle bazı medreselerde modern bilimlerin öğretimine yer verilmesi, eğitim sisteminin yenilikçi yönünü ortaya koymaktadır. Çalışmada ayrıca medreselerin Kazak toplumunda okuryazarlığın yaygınlaşması, öğretmen yetiştirilmesi ve millî aydınların yetişmesindeki rolleri üzerinde durulmuştur. Sonuç olarak, medreselerin Kazakistan Türklerinin eğitim tarihinde yalnızca dinî kurumlar olarak değil, aynı zamanda toplumsal modernleşme ve kültürel gelişimin önemli aktörleri olarak değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır.