Аңдатпа
Zihin felsefesinin tartışmalı konuları içerisinde sayılabilecek olan kendilik problemi, tarihsel süreç içerisinde okunduğunda töz fikrinin kabulü veya reddi ile doğrudan ilişkili bir konu olarak görünmektedir. Descartes ve David Hume tarihsel süreç içerisinde felsefi düşüncede kırılma noktalarında yer almış iki önemli filozof olarak kendilik problemine farklı yönlerden yaklaşmışlardır. Descartes probleme değişmeyen sabit bir töz arayışıyla yönelmiş ve «cogito» (düşünüyorum) ile sorunun kendi bakış açısıyla çözümünü ortaya koymak istemiştir. Hume ise Descartes’in aksine değişimin sürekliliği içerisinde değişmeyen hiçbir unsurun olmadığını bu nedenle de sabit bir töz, değişmeyen bir kendilikten söz edilemeyeceğini düşünmektedir. Ona göre kesin bilgisine ulaştığımız düşündüğümüz her şey, algılar demeti sayesinde zihnimizde bir bütünlük oluştuğu yanılgısının bir sonucudur. Bu çalışmada Descartes ve Hume’un bizim ifademizle kendilik problemine ilişkin görüşleri ele alınacak ve sonuç kısmında iki görüş arasındaki temel farklar tespit edilecektir.