Soğuk Savaş Sonrasında Abd’nin Orta Asya Politikası: Beklentiler Ve Gerçeklikler

2008

Жабық қол жеткізу Метадеректер (CSL-JSON)
DOI 10.1501/sbfder_0000002058
Деректер сенімділігі 70 орташа
Бұл баға қалай есептеледі

Ол жазбаның өзінің тексерілетін белгілерінен құралады: мақаланың DOI-і бар ма, оның деректерін қанша тәуелсіз дереккөз растады, міндетті өрістер толтырылған ба және соңғы растау қаншалықты жаңа. Дереккөздер арасындағы алшақтық пен идентификатордың болмауы бағаны төмендетеді. 80-нен бастап мән жазбаның қосымша тексерусіз жарияланғанын, 60-тан 79-ға дейін — оның сенімділігі төмен күйде жарияланғанын және қолмен тексеру ұсынылатынын білдіреді. Редактор қолмен тексерген жазбаны қайта есептеу 90-нан төмен түсірмейді. Бұл — мақаланың өзіне емес, ол туралы деректерімізге берілген баға.

Аңдатпа

Orta Asya Soğuk Savaş döneminde Amerikan dış politikası açısından hayati öneme sahip bir bölge olarak addedilmemişti. SSCB’nin dağılmasının ardındansa, Orta Asya’ya yönelik Amerikan angajmanı başlamakla beraber, bölge ilk dönemde Washington açısından Orta Doğu gibi hayati çıkarların bulunduğu stratejik bir bölge olarak değerlendirilmemişti. 11 Eylül saldırıları öncesinde bölge, Amerikan karar vericileri açısından 1990’ların ilk yarısında SSCB’den arta kalan nükleer kapasiteler nedeniyle, 1990’ların ortalarında özellikle Hazar havzasındaki enerji kaynaklarının yeniden keşfedilmesiyle ve 1990’ların sonundaysa demokrasi ve insan hakları ihlalleri gibi konularla dikkati çekmişti. Ancak 11 Eylül saldırıları sonrasında yürütülen uluslararası terörizmle savaş doğrultusunda Orta Asya’nın stratejik önemi giderek artmaya başlamış ve bölgede Amerikan askeri üsleri kurulmuştur. Bir diğer ifadeyle 1990’lı yıllarda temel olarak Amerikan ticari çıkarlarının korunması ve enerji güvenliğinin sağlanması şeklinde ortaya çıkan ABD’nin Orta Asya politikası, 2000’li yıllara gelindiğinde güvenlik unsurunun daha ön planda olduğu bir içerik kazanmıştır.