Аңдатпа
Özet. Edebiyat eserlerinin toplumsal ve kültürel hafıza mekanizmaları olma niteliğinden hareket eden bu çalışmada, iki farklı coğrafyadaki sosyo-politik benzerliklerin edebi metinler üzerinden incelenmesi, Kazak ve Türk halklarının ortak hafızasını ve değer dünyasını anlamlandırmak bakımından büyük bir akademik öneme sahiptir. “İki Halkın Ortak Hafızası açısından Muhtar Avezov ile Memduh Şevket Esendal’ın Hikâyelerinde Betimlenen Toplumsal Temaların Karşılaştırılması” adlı çalışmanın temel amacı; 20. yüzyılın başlarında modernleşme sancıları çeken iki toplumun öncü hikâyecileri olan Muhtar Avezov ve Memduh Şevket Esendal’ın toplumsal temalı eserlerini karşılaştırmalı edebiyat bilimi ilkeleri doğrultusunda incelemek, bu eserlerdeki ortak ve özgün yönleri tespit etmektir.Araştırma, her iki yazarın yalnızca toplumsal temaları ihtiva eden hikâyeleri ile sınırlandırılmıştır. Yazarların biyografik dökümlerinden ziyade; dönemin siyasi-sosyal atmosferinin hikâyelerdeki yansımaları, olay örgüsü, şahıs kadrosu, mekân, zaman, dil-anlatım özellikleri ve zihniyet unsurları kapsam dahiline alınmıştır. Çalışmada nitel araştırma desenlerinden doküman analizi yöntemi ve karşılaştırmalı edebiyat bilimi metodolojisi kullanılmıştır. Hikâyelerin yapısal ve tematik çözümlenmesinde, Türk edebiyat kuramında kabul görmüş Şerif Aktaş’ın metin tahlili ilkeleri ile Nurullah Çetin’in roman çözümleme metotlarından yararlanılmıştır. İnceleme neticesinde her iki yazarın da eserlerinde eğitim, cehalet, sosyal adaletsizlik, yoksulluk ve kadın hakları gibi ortak tematik izlekleri stratejik bir hassasiyetle işledikleri saptanmıştır. Yapılan tahlil sonuçlarına göre; Memduh Şevket Esendal geç Osmanlı ve erken Cumhuriyet bürokrasisi içindeki sıradan insanları, sade, süssüz günlük konuşma dili ve ironik-iyimser bir zihniyetle dar mekânlarda (kahvehane, oda vb.) kurgulamıştır. Buna karşın Muhtar Avezov, eski Kazak toplumunun geleneksel ve feodal yapısı altında ezilen yetim ve dul gibi savunmasız karakterlerin dramını; trajik, karamsar bir atmosfer, derin psikolojik tahliller, destansı anlatım unsurları ve uçsuz bucaksız Kazak bozkırının sert tabiat tasvirleriyle yansıtmıştır. Sonuç olarak her iki sanatçının da yaşadıkları dönemin sosyal meselelerine ayna tutarak kendi edebiyatlarında toplumsal gerçekçiliğin milli ve yerli öncüleri oldukları ortaya konmuştur